GÜNCELLEME NOTU – MEVZUAT STATÜSÜ Bu yazıda yer alan değerlendirmeler, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’da değişiklik öngören ve TBMM’ye sunulmuş olan kanun teklifi ile buna paralel yönetmelik değişiklikleri esas alınarak hazırlanmıştır. Teklif, TBMM sisteminde “Komisyonda” görünmektedir. Henüz Genel Kurul’da kabul edilerek kanunlaşmamıştır.
Türkiye’de zemin ve temel etütleri; uzun yıllardır çok aktörlü, parçalı sorumluluklu ve izlenebilirliği sınırlı bir yapı içerisinde yürütülmektedir. Sondajı yapan firma, numuneyi alan ekip, deneyi yapan laboratuvar ve raporu hazırlayan ofis çoğu zaman farklı tüzel yapılar olabilmektedir.
TBMM gündeminde yer alan 4708 sayılı Kanun değişiklik teklifi, bu yapıyı kökten değiştirebilecek yeni bir model önermektedir:
“Zemin ve Temel Etüt Kuruluşları”
Bu yazıda;
kanun teklifinde ne değiştiği,
yönetmelikte hangi düzenlemelerin buna eşlik ettiği,
zemin laboratuvarları, etüt firmaları, sondaj firmaları ve yapı denetim sistemi açısından ne anlama geldiği, yoruma kaçmadan ve metinlere atıf yaparak ele alınmaktadır.
Kanun teklifinde en kritik değişiklik, zemin ve temel etütlerinin belirli ve belgelendirilmiş kuruluşlar eliyle yürütülmesinin hedeflenmesidir.
Teklif metninde bu yaklaşım açıkça ifade edilmektedir:
“Kanuna tabi yapıların zemin ve temel etütlerinin denetlenebilmesinin sağlanması amacıyla Bakanlıkça zemin ve temel etüt kuruluşları belgelendirilecek ve Kanuna tabi yapıların zemin ve temel etütlerinin bu kuruluşlar tarafından yapılması sağlanacaktır.” (4708 sayılı Kanun değişiklik teklifi – ilgili madde)
“Kanuna tabi yapıların zemin ve temel etütlerinin denetlenebilmesinin sağlanması amacıyla Bakanlıkça zemin ve temel etüt kuruluşları belgelendirilecek ve Kanuna tabi yapıların zemin ve temel etütlerinin bu kuruluşlar tarafından yapılması sağlanacaktır.”
(4708 sayılı Kanun değişiklik teklifi – ilgili madde)
Bu ifade, zemin etüdünü yalnızca bir “rapor” olarak değil; saha + sondaj + numune + deney + rapor bütünlüğü içinde ele alan yeni bir yaklaşımı işaret etmektedir.
Teklife göre;
Zemin ve temel etüt kuruluşları Bakanlık tarafından belgelendirilecek
Bu kuruluşların:
sayısı,
kuruluş aşamasındaki asgari nitelikleri,
görevleri,
çalışma usul ve esasları,
bünyesinde görev alacak teknik personelin nitelik ve tecrübeleri
yönetmelikle belirlenecek.
Bu nokta kritik bir eşiktir. Çünkü asıl uygulama, kanundan çok ikincil mevzuat (yönetmelik ve tebliğler) ile netleşecektir.
Kanun teklifinde, zemin ve temel etüt kuruluşlarının sorumlu tutulduğu süreçler ayrıntılı biçimde sayılmıştır:
“Arazi ve sondaj çalışmaları, laboratuvar deneyleri için numune alınması, saklanması, taşınması, laboratuvara teslimi, izlenmesi ve denetlenmesi süreçlerinde ilgili standartlara ve mevzuata uyulması…” (4708 sayılı Kanun değişiklik teklifi – ilgili madde)
“Arazi ve sondaj çalışmaları, laboratuvar deneyleri için numune alınması, saklanması, taşınması, laboratuvara teslimi, izlenmesi ve denetlenmesi süreçlerinde ilgili standartlara ve mevzuata uyulması…”
Bu ifade ile amaçlanan; bugüne kadar sıkça görülen “herkes kendi parçasından sorumlu” anlayışının yerine, uçtan uca sorumluluk yaklaşımının getirilmesidir.
Teklif metni, sondajın mutlaka etüt kuruluşunun kendi bünyesinde yapılacağını açıkça söylememektedir. Ancak sorumluluk zinciri etüt kuruluşuna bağlandığı için pratikte iki model mümkündür:
Her iki durumda da, teklifin ruhu şudur:
Sondajı kim yaparsa yapsın, süreçten ve sonuçtan etüt kuruluşu sorumludur.
Hayır. Teklif metni ve mevcut yönetmelik birlikte değerlendirildiğinde:
Zemin ve temel etüt kuruluşları
Zemin laboratuvarları
ayrı tüzel yapılar olarak kurgulanmaktadır.
Teklifte özellikle şu husus vurgulanmaktadır:
“…laboratuvar deneylerini Bakanlıktan izin belgeli laboratuvarlara yaptırmadığının tespiti halinde…” (4708 sayılı Kanun değişiklik teklifi)
“…laboratuvar deneylerini Bakanlıktan izin belgeli laboratuvarlara yaptırmadığının tespiti halinde…”
(4708 sayılı Kanun değişiklik teklifi)
Bu ifade, etüt kuruluşlarının deneyleri izinli laboratuvarlara yaptırmakla yükümlü olacağını; laboratuvarların ise bağımsız izinli yapılar olarak sistemde kalacağını göstermektedir.
Yapı Malzemeleri ve Zemin Laboratuvarları Uygulama Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikte şu ifade yer almaktadır:
“Laboratuvarda, yapı malzemeleri kapsamında olmak üzere, denetçi mühendisin sevk ve idaresi altında numune alma elemanı istihdam edilebilir.” (Yapı Malzemeleri ve Zemin Laboratuvarları Uygulama Yönetmeliği)
“Laboratuvarda, yapı malzemeleri kapsamında olmak üzere, denetçi mühendisin sevk ve idaresi altında numune alma elemanı istihdam edilebilir.”
(Yapı Malzemeleri ve Zemin Laboratuvarları Uygulama Yönetmeliği)
Bu düzenleme;
beton ve yapı malzemesi kalite kontrolü süreçleri için getirilmiştir.
Zemin numunesinin sahadan alınması yetkisini laboratuvarlara veren bir hüküm değildir.
Zemin numunesi alma, teklif kapsamında zemin ve temel etüt kuruluşlarının sorumluluğunda kalmaya devam etmektedir.
Kanun teklifi, yaptırımlar konusunda oldukça nettir.
Aşağıdaki durumlarda idari para cezası öngörülmektedir:
Numune alma, saklama, taşıma ve teslim süreçlerinde mevzuata aykırılık
Deneylerin izin belgeli laboratuvarlar dışında yaptırılması
Daha ağır bir yaptırım ise şu durumda gündeme gelmektedir:
“Zemin ve temel etüt kuruluşunun, gerçeğe aykırı olarak düzenlediği zemin ve temel etüt raporu vermesi halinde, izin belgesinin iptal edilerek faaliyetine son verilir ve teminatı irat kaydedilir.” (4708 sayılı Kanun değişiklik teklifi)
“Zemin ve temel etüt kuruluşunun, gerçeğe aykırı olarak düzenlediği zemin ve temel etüt raporu vermesi halinde, izin belgesinin iptal edilerek faaliyetine son verilir ve teminatı irat kaydedilir.”
Bu hüküm, zemin etüt raporlarını yüksek riskli ve yüksek sorumluluklu belgeler haline getirmektedir.
Teklifin kabul edilmesi ve yönetmeliklerin yayımlanması halinde;
Zemin etüt piyasasında kurumsallaşma baskısı artacaktır.
Saha–numune–deney süreçleri daha belgeli ve izlenebilir hale gelecektir.
Etüt kuruluşları için personel, ekipman ve organizasyon şartları ağırlaşacaktır.
Laboratuvar–etüt–sondaj ilişkileri daha net sözleşmesel zemine oturacaktır.
Küçük ve dağınık yapıların elenmesi veya birleşmesi gündeme gelebilecektir.
Bu kanun teklifi;
zemin etütlerinin niteliğini artırmayı,
sorumluluğu netleştirmeyi,
denetlenebilirliği güçlendirmeyi
hedeflemektedir.
Ancak gerçek etki; yönetmeliklerin içeriği, uygulama takvimi ve sektöre tanınacak geçiş süresi ile belirlenecektir.
Bu nedenle süreç, yalnızca “kanun çıktı” başlığıyla değil; ikincil mevzuat ve uygulama pratiği ile birlikte izlenmelidir.